Japonya'da "Japonya Harika"

2012-2014 yılları arasında Japonya’nın önde gelen televizyon kanalları “Japonya harika” temalı eğlence programlarını yoğun biçimde yayınladı. Kitapçılarda ise “Dünyanın Övdüğü Japonlar” gibi çok satan kitaplar rafları doldurdu. Aynı dönemde bir devlet ortaokulunun sosyal bilgiler öğretmeni Hattori Takeshi’nin sınıfta uyguladığı “ahlak eğitimi” pratiği kitap haline getirildi: “Öğretmenim, Japonya Gerçekten Harika mı?”. Bu olgular birbirinden bağımsız değil; akademisyenlerin “bilinç ürünü” (consciousness commodity) olarak adlandırdığı, Japonya’nın ve Japonların benzersiz üstünlüğünü överek duygusal coşku ve gurur satan bir kültürel ürünler bütününü oluşturuyor.

Bu tür içeriklerin yoğunlaşması, Abe Shinzo’nun ikinci kez başbakan olması ve kabinenin “Cool Japan” stratejisini başlatmasıyla aynı döneme denk geliyor. Kamu yayıncısı NHK ve neredeyse tüm özel televizyon kanalları bu yapımlarda yer aldı; pek çok izleyici bu tür kendini öven eğlence programlarını izledi veya duydu. Kitaplarda da durum aynı: Kitap adları Japonya’ya yönelik övgüyü açıkça dile getiriyor ve “Japon olmaktan gurur duymak”, “Japon kültürünün parlaklığı” gibi sloganlar tekrar tekrar kullanılıyor. Araştırmacılar, bu eserlerin özcü bir kültür anlayışına sahip olduğunu ve “Japonya“yı sabit üstün niteliklere sahip bir bütün olarak gördüğünü belirtiyor.

Sınıftaki tarih hikâyeleri

Hattori Takeshi’nin kitabı, gerçek bir sınıf pratiğini kaydetmesi bakımından dikkat çekiyor. Kanagawa eyaletinde bir devlet ortaokulunda sosyal bilgiler öğretmeni olan Hattori, “ahlak eğitimi“ni tarihî şahsiyetlerin hikâyeleriyle birleştirerek öğrencilerde ülkeye karşı gurur duygusu geliştirmeye çalışıyor. Ancak kitapta kullanılan malzemelerin çoğu Japonya’nın II. Dünya Savaşı’ndaki yenilgisinden öncesine ait: Japon ordusunun Sibirya’ya çıkarma yaparak Polonyalı mültecileri kurtarması, Tuğgeneral Higuchi ve Albay Inuzuka’nın Yahudileri kurtarması, kamikaze pilotlarının vasiyet mektupları, Tayvan halkının sevdiği Hatta Yoichi ve Japonların batan Osmanlı firkateyni Ertuğrul’un mürettebatını kurtarması gibi hikâyeler.

Bu hikâyelerin kendileri belki gerçeklere dayanıyor, ancak bunların doğrudan 21. yüzyılın sınıflarına taşınması belirgin bir anakronizm duygusu yaratıyor. Hikâyeler somut tarihsel bağlamlarından koparılıp “Japonlar harikadır” örneklerine indirgeniyor ve bu olayların yaşandığı sömürgecilik ve savaş arka planı göz ardı ediliyor. Henüz yeterli tarihsel yargı yeteneğine sahip olmayan ortaokul öğrencileri için bu anlatı, tek yönlü hatta yüceltici bir ülke imajı oluşturabiliyor.

Eğlence ile propagandanın sınırı

Televizyon programlarının yayılma gücü sınıftakinden çok daha fazla. “Japonya harika” eğlence programlarının yaygın bir teması haline geldiğinde, izleyiciler rahat bir atmosferde sorgulanmamış bir ulusal anlatıyı benimsiyor. Devlet destekli programlar, insan kaynakları eğitim kampları ve kültür kursları bu tür içeriklerin kapsamını daha da genişletiyor. Eleştirmenler bunun yalnızca kültürel özgüvenin ifadesi değil, aynı zamanda tarihsel revizyonizm akımıyla örtüşen yumuşak bir milliyetçi propaganda olduğunu savunuyor.

Destekçiler ise ülke kültürünü övmenin birlik duygusunu güçlendirdiğini ve bu hikâyelerin dayanışma ile fedakârlık ruhunu aktardığını öne sürebilir. Ancak sorun şu ki, anlatı Japonya’nın modern tarihindeki fail yönünü sistematik olarak görmezden gelip yalnızca “kurtarma” ve “adanma” kesitlerini sununca, seçici bir tarihsel hafıza oluşuyor.

“Japonya harika” türü kitapların popülaritesi, Japon toplumunun ekonomik durgunluk dönemindeki kimlik kaygısını yansıtıyor. Karmaşık tarihi duygusal hikâyelere sıkıştırmak belki kısa süreli bir gurur getirebilir, ancak eleştirel düşünebilen vatandaşlar yetiştirmeye katkı sağlamaz. Sınıf ve televizyon aynı anlatıyı birlikte üretirken sorulması gereken şu: Gelecek nesil, ülkesinin dünyadaki yerini nasıl anlayacak?

0

0 条评论

支持 Markdown · 回复会实时推送给对方

还没有评论,写下第一条。